Esenyurt matematik öğretmeni arayan velilerin çoğu aynı cümleyle başlıyor: “matematikten kopuyor, artık kendi başına toparlayamıyor.” İlçe genç ve kalabalık, sınıflar da öyle; bir çocuğun matematikte nerede geride kaldığı sınıf ortamında haftalarca fark edilmeyebiliyor ve genellikle ilk deneme sonucuyla görünür hâle geliyor. O noktada acele bir arama başlıyor, oysa asıl belirleyici olan şey kimi bulduğunuz kadar ne aradığınızı bilmeniz.
Bu yazı ders bulma sürecini değil, matematiğin kendisini anlatıyor: çocuğunuzun matematikte tam olarak nerede koptuğunu nasıl anlarsınız, sınav matematiği okul matematiğinden neden bu kadar farklı, deneme sonucu nasıl okunur, soru çözmekle konu çalışmak arasındaki denge nasıl kurulur ve “ben matematikçi değilim” cümlesiyle ne yapılır. Ders biçimi, güvenlik ve genel ücret kalemleri gibi her branş için ortak olan konuları Esenyurt özel ders yazısında bulabilirsiniz; burada onları tekrarlamıyoruz.
Esenyurt’ta matematik öğretmeni ararken önce teşhis: çocuk nerede koptu?
Matematik zincirli bir ders ve bu, onu diğer derslerden ayıran en önemli özellik. Bir çocuk cebirde zorlanıyorsa sorun çoğu zaman cebirde değildir. Kesirlerle işlem yapamayan bir öğrenci denklemi çözemez; negatif sayılarda tereddüt eden biri üslü ifadelerde yavaşlar; oran-orantı kurulamıyorsa yüzde problemleri hiç gelmez. Yani görünen eksik, gerçek eksiğin bir iki durak sonrasıdır.
Bunun pratik sonucu şu: iyi bir matematik öğretmeninin ilk işi konu anlatmak değil, zincirin nerede koptuğunu bulmaktır. Bir öğretmenle tanıştığınızda ilk dersten sonra beklemeniz gereken cevap “iyi gidiyor, çalışırsa açılır” değil, “şu konudan başlamamız gerekiyor çünkü şu beceri eksik” olmalı. Bu cümleyi kuramayan biri, çocuğunuza sınıfta zaten aldığı dersin bir tekrarını verecektir.
Teşhisin ikinci parçası hatanın türü. Yanlış yapılan her soru aynı sebepten yanlış yapılmıyor ve üç ayrı sebep üç ayrı çalışma istiyor: işlem hatası (yöntem doğru, hesapta kayma), yöntem hatası (nereden başlayacağını bilememek) ve anlama hatası (soruyu matematiğe çevirememek). Evde bunu ölçmenin en kolay yolu, çocuğunuzdan bir soruyu size sesli çözmesini istemek ve hiç müdahale etmeden dinlemek. Nerede duraksadığını başka türlü göremezsiniz.
Sınav matematiği okul matematiğinden neden bu kadar farklı?
“LGS matematik özel ders” aramasının arkasındaki asıl soru genellikle budur ve cevabı çocuğu suçlamaz. Okul yazılısında hangi konunun sorulacağı bellidir, hatta çoğu zaman hangi yöntemin kullanılacağı sorunun içine yazılıdır; öğrenciden istenen, öğrendiği işlemi uygulamaktır. Sınav sorusu ise bu bilgiyi vermez. Konu başlıkları tanıdıktır, soruluş biçimi değildir.
Pratikte fark şu dört yerde ortaya çıkıyor. Soru uzun bir metin, tablo ya da grafik hâlinde gelir ve önce okunması gerekir. Hangi konuya ait olduğu söylenmez, öğrencinin kendisi karar verir. Çoğu zaman iki konu bir arada kullanılır. Ve çözüm tek adımda bitmez; bir ara sonuç bulunur, sonra o sonuçla devam edilir. Bunların hiçbiri ek bilgi istemiyor — hepsi akıl yürütme istiyor. İşte bu yüzden konuyu bilen bir çocuk denemede takılabiliyor ve veli haklı olarak şaşırıyor.
Öğretmen seçerken bunun karşılığı net bir soru: “çocuğum konuları biliyor ama soruları yapamıyor, bunun için nasıl çalıştırırsınız?” Konuyu baştan anlatmayı teklif eden bir cevap bu ihtiyaca denk düşmez. Doğru cevap, karışık ve süre tutulmuş soru çalışmasından, soruyu parçalara ayırmaktan ve yanlışların üzerine konuşmaktan bahseder.
Belirtiden çalışma planına
Aşağıdaki tablo, velilerin en sık tarif ettiği belirtileri muhtemel kaynaklarıyla eşleştiriyor ve her biri için öğretmenden ne isteneceğini gösteriyor. Elinizde bu satırlardan biri varsa, ilk derse boş elle gitmiş olmazsınız.
| Belirti | Muhtemel kaynak | Önce ne çalışılmalı | Öğretmenden ne istenmeli |
|---|---|---|---|
| Yöntemi biliyor ama sonuç hep yanlış çıkıyor | İşlem kayması, dört işlem ve kesirlerde hız eksikliği, dikkat dağınıklığı | Temel işlem pratiği ve çözümü adım adım yazma alışkanlığı | Çözümü baştan sona öğrencinin yazması, öğretmenin yalnız hatanın olduğu satırı göstermesi |
| Soruyu okuyor ama ne istendiğini anlamıyor | Metni matematiğe çevirme becerisinin eksikliği; okuduğunu anlama sorunu | Soruyu parçalara ayırma: verilenler, istenen, aradaki ilişki | Her soruda önce çözüm değil, sorunun kendi cümleleriyle özetlenmesi |
| Konuyu biliyor ama denemede yapamıyor | Konu bazlı çalışmaya alışıklık; karışık ve süreli soru deneyiminin olmaması | Karışık konu setleri ve süre tutarak çözüm | Deneme sonrası yanlış analizi ve soru seçme stratejisi üzerine çalışma |
| Yeni konu hiç tutmuyor, tekrar edilse de kalmıyor | Alt basamakta boşluk: kesir, oran, negatif sayı ya da üslü ifade eksiği | Bir önceki sınıf düzeyine dönüp o beceriyi tamamlamak | Geriye dönük seviye tespiti ve hangi konudan başlanacağının yazılı olarak söylenmesi |
| Soruya bakar bakmaz “yapamam” diyor | Matematik kaygısı; tekrarlanan başarısızlığın oluşturduğu inanç | Başarabileceği düzeyde ve az sayıda soruyla başlamak | Doğru yaptığı adımın adlandırılması, soru sayısının değil doğruluğun hedeflenmesi |
| Ödev yapmıyor, ders arasında hiç açmıyor | Ödevin fazla ya da belirsiz olması; nereden başlayacağını bilememe | Kısa, net ve gün gün bölünmüş bir çalışma listesi | Ödevin bir sonraki derste birlikte kontrol edilmesi ve miktarın gerçekçi tutulması |
Çocuğunuzun sınıf düzeyini, hedefini ve nerede takıldığını birkaç satırda yazın. Hirovo'da Esenyurt'ta kayıtlı matematik öğretmenlerini görüp doğrudan yazışabilirsiniz.
Esenyurt'taki matematik öğretmenlerini gör →Deneme sonucu nasıl okunur?
Deneme sonucuna bakan velilerin çoğu tek bir sayıya bakıyor. O sayı bir sonuçtur, teşhis değildir; iki çocuğun aynı sonucu tamamen farklı sebeplerden çıkmış olabilir. Sonucu işe yarar hâle getiren şey, yanlışların ve boşların üzerine konuşmak.
- Boş bırakılan soru “bilmiyorum” demek değildir. Sona doğru yığılmış boşlar zaman sorununa, dağınık boşlar konu eksiğine işaret eder. İkisi ayrı çalışılır.
- Yanlışları konuya göre değil, sebebe göre gruplayın. Aynı konudan yapılan iki yanlışın biri işlem, biri anlama kaynaklı olabilir; ikisini birlikte “bu konuyu bilmiyor” diye okumak yanlış plan kurdurur.
- Aynı hata iki denemede tekrarlıyorsa öncelik odur. Bir kere yapılan hata dikkat, üst üste yapılan hata eksik bilgidir.
- Çocuğa üç soru sorun: neyi bilmiyordum, neyi biliyordum ama yapamadım, neye hiç bakamadım. Bu üç cevap tek başına bir sonraki haftanın planını verir.
Matematik öğretmeniyle çalışıyorsanız deneme analizini işin bir parçası olarak isteyin. Bu, ek bir hizmet gibi görünse de aslında dersin yönünü belirleyen şey; analizi yapılmayan deneme yalnızca moral ölçer.
Soru çözmek mi, konu çalışmak mı?
İkisi birbirinin alternatifi değil, sırası olan iki iş. Konu eksikken bol soru çözdürmek çocuğu yormaktan ve “ben yapamıyorum” inancını pekiştirmekten başka işe yaramıyor. Konu oturduktan sonra soru çözmemek ise bilgiyi sınav anında kullanılamaz bırakıyor. Sağlıklı denge şöyle kuruluyor: yeni bir konu öğrenilirken az sayıda ama üzerine konuşulan soru; konu oturduktan sonra karışık, süreli ve seviyesi kademeli yükselen setler.
Bunun en ucuz ve en etkili aracı bir yanlış defteri. Ama deftere sorunun kendisi değil, hatanın sebebi yazılmalı: “işareti kaybettim”, “soruyu yarım okudum”, “hangi formülü kullanacağımı bilemedim”. Bir süre sonra o defter, çocuğunuzun matematik profilini herhangi bir sonuçtan daha net gösteriyor.
“Ben matematikçi değilim” cümlesi ve matematik kaygısı
Bu cümle çoğu zaman bir yetenek beyanı değil, tekrarlanan başarısızlığın özeti. Çocuk birkaç kez takıldıktan sonra soruya bakmadan vazgeçmeyi öğreniyor, çünkü denemek ve yine yapamamak, hiç denememekten daha çok canını yakıyor. Bu noktada daha fazla soru çözdürmek durumu kötüleştiriyor.
İşe yarayan yaklaşım, hedefi soru sayısından doğruluğa çevirmek. Başarabileceği düzeyde az sayıda soruyla başlamak, doğru yaptığı adımı adıyla söylemek (“burada oranı doğru kurdun”) ve bir soruyu tamamen yapamasa bile ilk adımları yapabildiğini göstermek, kaygının en hızlı gerilediği yol. Bunun ne kadar süreceğini kimse baştan söyleyemez; kopukluğun ne kadar geriden geldiğine, ders sıklığına, ders arasında yapılan çalışmaya ve kaygının ne kadar yerleştiğine bağlı. Ama ilk değişecek şey sonuç değil davranış olur: çocuğun soruya başlamaya razı olması, ilk somut işarettir.
Kendi matematik geçmişinizi çocuğunuzun yanında olumsuz anlatmaktan kaçının. “Bende de yoktu, bizim ailede kimse matematikçi değil” cümlesi teselli gibi kurulur ama çocuk onu bir açıklama olarak alır ve çabayı anlamsızlaştırır. Aynı şekilde, kardeşiyle ya da sınıf arkadaşıyla yapılan karşılaştırmalar kaygıyı en hızlı büyüten şey. Kıyaslama yapılacaksa yalnız çocuğun kendi geçmiş çalışmasıyla yapılsın.
Esenyurt matematik öğretmeni ücretini ne belirler?
“Matematik özel ders saat ücreti” aramasının tek bir rakamla cevabı yok; aynı cümleyle anlatılan iki ders sahada çok farklı çıkıyor. Ders süresi, ders biçimi, mesafe ve sıklık gibi her branşta ortak olan kalemleri özel ders öğretmeni ararken bilinmesi gerekenler yazısında bulabilirsiniz. Matematiğe özgü olan ve teklifler arasındaki farkı asıl açıklayan üç kalem şunlar:
- Sınav hazırlığı mı, okul desteği mi? İkisi aynı iş değil. Okul desteğinde amaç konunun anlaşılması ve not; sınav hazırlığında ayrıca soru seçme, süre yönetimi ve deneme analizi var. İkincisi öğretmen tarafında ders dışı hazırlık istiyor ve ücrete bu yansıyor.
- Deneme analizi ve ödev takibi dahil mi? Bazı öğretmenler deneme sonucunu inceleyip haftalık plan çıkarıyor, bazıları yalnız ders saatini veriyor. Bu ikisini aynı ücretle karşılaştırmak yanıltıcı olur; anlaşmadan önce hangisinin dahil olduğunu açıkça sorun.
- Geriye dönük konu tamamlaması gerekiyor mu? Alt sınıf düzeyinde bir boşluk kapatılacaksa süreç uzuyor ve planın kendisi ayrı bir iş hâline geliyor. Bunu baştan söylemek, dönem ortasında çıkan “daha başlayamadık” tartışmasını önlüyor.
Teklifleri karşılaştırırken tek geçerli yöntem, aynı ihtiyacı aynı cümlelerle birkaç öğretmene anlatmak ve ders süresini eşitlemek. Esenyurt’ta o dönem hangi mesleklerde iş hareketi olduğunu Esenyurt sayfasından, il genelini ise İstanbul sayfasından görebilirsiniz.
Özetle
Matematikte doğru sıra teşhisle başlıyor: çocuğunuzun eksiği görünen konuda değil, çoğu zaman bir iki durak gerisinde. İkinci adım hatanın türünü ayırmak — işlem, yöntem ve anlama hataları farklı çalışma istiyor. Sınav matematiğinin okul matematiğinden farkı ek bilgi değil akıl yürütme olduğu için, “konuyu biliyor ama yapamıyor” durumunun çözümü konuyu tekrar anlatmak değil, karışık ve süreli soru çalışmasıdır. Deneme sonucunu tek bir sayı olarak değil, yanlışların ve boşların sebebi olarak okuyun; aynı hata tekrarlıyorsa önceliğiniz odur. Kaygı varsa hedefi soru sayısından doğruluğa çevirin ve çocuğunuzu yalnız kendi geçmiş çalışmasıyla kıyaslayın. Öğretmen seçerken de tek bir cümle belirleyici: ilk dersten sonra size “şu konudan başlamamız gerekiyor” diyebiliyor mu?
